Bir ses var insanın içinde… Hiç susmayan, hep konuşan… Şimdi sus ve kendini dinle kâri. Dinle ki hâlâ sesler geliyor içinden. Sussan da susamıyorsun. Durduramıyorsun içinden gelen bu sesi. İsmine “nefs” diyorlar. Diler misin bu kez biz konuşalım o içimizdeki nefsle? Aşk diyarına Hüdâyî kapısından girip nefs ile cenk edelim ister misin? Şimdi nefsinle konuşacağın bir hikâye anlatacağım sana kâri. Nefsinin konuşacağı bir hikâye… Sen de ki “hayal” ben diyeyim ki “muhal, imkânsız.” Lakin şunu bil; ben inandım ki içimize bunları düşüren dahi nefsimizdir. Bizi durduran ve kandıran da nefsimizdir. Ve hatta şu anda içinde bir ses varsa ve “okuma bu kitabı, bırak” diyorsa sana inan ki o da nefsinin sesidir. Hem her kitap bir kişi için yazılır kâri. Belki de bu kitap yalnızca senin için yazılmıştır.

 

Ah, Ahım Günahımdır

Yazar | Nis-28-2012

°•  Bir şeye inandım hep. O da şu ki; her yazar, her şair ömrü boyunca tek bir cümleyi arar durur. Bulursa ne mutlu ama bulamazsa onu, ömrü aramakla geçer belki de. Susamaz ve durduramaz içindeki o ateşi zira bilir ki sönerse o ateş bir daha yanmaz. Yazmak işte o ateşe birkaç parça odun atmak gibi. Can yaksa da hoş şey…

°•  Sana da öyle olur mu, sen de öyle hisseder misin bilmem kari ama bazı vakitler okuduğum bir tek cümlenin yazarı ben olmak için nelerden vazgeçerdim bir bilsen. Neleri bırakırdım ardımda, neleri terk ederdim
°•  Şimdi bu okuyacakların o cümleyi ararken sinemden dilime düşen bir ahtır, belki de kimseye söyleyemediğim ve asırlardır sakladığım bir günahtır…
Dedim ya; ahım günahımdır benim…”